1. Anasayfa
  2. DİNİ BİLGİLER

Halid bin Velid Hayatı ve Askeri Zekası

Halid bin Velid Hayatı ve Askeri Zekası
Halid bin Velid Hayatı ve Askeri Zekası
0

Halid Bin Velid’in Hayatı Kısaca

Hicretten 35-39 yıl kadar önce (583-587) Mekke’de doğdu. Soyu yedinci göbekten dedesi Mürre’de Resul-i Ekrem’in soyu ile birleşir. Babası Velid b. Mugire Kureyş kabilesi arasında seçkin bir kişiydi. Annesi Lübabe es-Suğra Esma bint Haris, Hz. Abbas’ın karısı Ümmü’l-Fazl Lübabe el-Kübra bint Haris ile Hz. Peygamber’in hanımlarından Meymune bint Haris’in baba bir kız kardeşidir. Halid’in mensup olduğu Kureyş kabilesinin Mahzumoğulları kolu hilfü’l-ahlafa bağlı olmanın yanı sıra kubbe (savaş için para ve silah toplanan çadır) ve “e‘inne” (süvari birliği) ile ilgili vazifeleri, ayrıca Kureyş’in süvari birliği kumandanlığını da üstlendiği için askeri gücü elinde bulunduruyor, aynı zamanda diğer Kureyş kabileleri gibi ticaretle meşgul oluyordu.

Halid doğumundan sonra, Mekke’deki geleneğe uyularak temiz ve sağlıklı bir iklimde yetiştirilmek üzere çöldeki bir ailenin yanına verildi. Beş altı yaşına ulaşınca Mekke’ye ailesinin yanına döndü. Oğlunun yetişmesine büyük önem veren babası ona bütün Araplar’ın sahip olmak istedikleri kahramanlık, cesaret ve cömertlik gibi iyi hasletleri telkin etmeye, Mugire soyundan gelen bir Mahzumlu olduğunu ve bu soyla övünmesi gerektiğini zihnine yerleştirmeye başladı. Kabilesinin yürüttüğü e‘inne vazifesinin bir gereği olarak ata binmeyi, ok, yay, mızrak, kalkan ve kılıç kullanmayı, süvari birliklerini sevk ve idare etmeyi öğrendi. Spor yaparak güçlü bir fiziğe sahip oldu.

Çocukluğunda akranı olan Hz. Ömer ile güreş tuttuğu, onu yendiği ve bacağının kırılmasına sebep olduğu rivayet edilir. Halid, bu yıllarda zaman zaman diğer Kureyşli zengin çocukları gibi ticaret kervanlarıyla Suriye, Irak, Medain, Mısır ve Yemen’e gitti. Onun yetişme çağında okuma yazma öğrendiği ve müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber’in katipleri arasında yer aldığı bilinmektedir.

İslam davetini Cahiliye devrinin adet ve geleneklerini yıkan, kabile gurur ve asabiyetini ortadan kaldıran bir hareket olarak değerlendiren Halid b. Velid İslam dinine karşı düşmanlıkta, Hz. Muhammed’e ve ona inananlara karşı nefrette babası, diğer kabile mensupları ve Kureyş ileri gelenleri gibi düşünüyor ve hareket ediyordu. Bu düşmanlığın ve mücadelenin öncülüğünü yapan kabilesi, hicretten sonra müslümanlara karşı başlayan silahlı mücadelede kubbe ve e‘inne vazifelerinin tabii sonucu olarak aktif görevler üstlendi. Halid’in, hicretten on dokuz ay sonra yapılan Bedir Gazvesi’ne (17 Ramazan 2 / 13 Mart 624) iştirak edip etmediği kesin olarak bilinmemektedir.

İbn Sa‘d onun Bedir’e katıldığını rivayet eder (e?-?aba?at, VII, 394). Bedir’de müslümanlara esir düşen kardeşi Velid b. Velid’i kurtarmak için savaştan sonra diğer kardeşi Hişam ile Medine’ye giden Halid fidyesini ödeyerek kardeşinin serbest bırakılmasını sağladı ve birlikte Mekke’ye dönmek üzere yola çıktılar. Müslüman olmaya karar veren Velid yolda kardeşlerini bırakıp Medine’ye kaçtı. Bu olaya çok sinirlenen Halid Medine’ye döndü ve Velid’i zorla Mekke’ye götürerek hapsetti. Ancak Velid hapisten kaçıp tekrar Medine’ye gitti. Hz. Peygamber Velid’i, Kureyş’in elinde bulunan Ayyaş b. Ebu Rebia ile Seleme b. Hişam’ı kurtarıp Medine’ye kaçırmak üzere görevlendirdi. Velid’in onları Mekke’den gizlice kaçırdığını öğrenen Halid peşlerine düştüyse de Mekke’ye eli boş olarak döndü.

Halid b. Velid, Uhud Gazvesi’nden (7 Şevval 3 / 23 Mart 625) başlayarak Kureyş ordusunda süvari birliğinin kumandanlığını yapmaya başladı. Müslümanların lehine sonuçlanmak üzere devam eden Uhud Gazvesi’nde, Resul-i Ekrem’in kesin emrine rağmen bazı müslümanların Ayneyn tepesinden ayrıldığını görünce İslam ordusuna arkadan hücum ederek savaşın neticesini değiştirdi. Hendek Gazvesi’nde de (5/627) Kureyş ordusunun süvari birliğinin başında bulunan Halid zaman zaman hendeği aşmaya çalıştı.

Hz. Peygamber’in çadırı hizasındaki bölgeden şiddetli bir saldırıya girişti; ancak gece yarısına kadar devam eden bu saldırıdan bir sonuç alamadı. Hendek Gazvesi’nden sonra Mekke’ye dönen Kureyş ordusunun arkasını emniyete alma vazifesini Amr b. as ile birlikte yerine getirdi. Hicretin 6. yılında (628) umre yapmak niyetiyle Hudeybiye’ye gelen Resul-i Ekrem’i ve müslümanları Mekke’ye sokmak istemeyen Kureyşliler, Usfan önünde bulunan Gamim adlı tepeye yerleştirdikleri 200 kişilik bir süvari birliğine Halid b. Velid’in kumanda etmesini kararlaştırdılar.

Ashabı ile öğle namazı kılarken seyrettiği Hz. Peygamber’e ansızın hücum etmeyi düşünen Halid bunu bir başka namaz vaktinde gerçekleştireceğini askerlerine söyledi; ikindi namazında Resulullah’ın korku namazı (salatü’l-havf) kıldırdığını görünce de, “Bu adam korunmuştur” (Vakıdi, II, 746) diyerek Hz. Peygamber’e karşı düşmanlığının ve küfürdeki ısrarının artık sona ermesi gerektiğini adeta itiraf etti. Halid, Hudeybiye Antlaşması’ndan bir yıl sonra Umretü’l-kaza amacıyla Mekke’ye gelen Resul-i Ekrem’le karşılaşmak istemediği için şehirden ayrıldı.

Umretü’l-kaza için Hz. Peygamber’le birlikte Mekke’ye gelen Velid kardeşi Halid’i bulamayınca kendisine verilmek üzere bir mektup bıraktı. Bu mektupta, İslamiyet’i kabul etmemesini ve bu dinden uzak durmasını hayretle karşıladığını belirttikten sonra Resulullah’ın kendisini sorduğunu ve, “Halid gibi bir insanın İslam’ı tanımaması ne tuhaf! Keşke o, gayret ve kahramanlıklarını müslümanların yanında müşriklere karşı gösterseydi; bu kendisi için çok daha hayırlı olurdu. Biz de onu başkalarına tercih ederdik” dediğini bildirdi (a.g.e., II, 745-749). Kardeşinin mektubunu okuyunca müslüman olmaya karar veren Halid b. Velid, Osman b. Talha ve Amr b. as ile birlikte 1 Safer 8 (31 Mayıs 629) tarihinde Medine’ye gitti.

Mescid-i Nebevi’de Hz. Peygamber’in huzurunda kelime-i şehadet getirerek müslüman oldu. Bunun üzerine Resulullah, “Seni doğru yola ulaştıran Allah’a hamdolsun! Seni yalnızca hayra ulaştıracağını umduğum bir aklın olduğunu biliyorum” dedi. Halid, günahlarını bağışlaması için Allah’a dua etmesini kendisinden isteyince Hz. Peygamber, “İslamiyet daha önceki günahları siler” cevabını verdi. Halid öyle de olsa dua etmesini isteyince Resul-i Ekrem aynı cevabı tekrarladı. Bu cevaba rağmen, “Öyle de olsa ya Resulellah dua buyursanız” deyince Hz. Peygamber, “Allahım! Daha önce yaptıklarından dolayı Halid’i bağışla!” diye dua etti. Resul-i Ekrem, ensarın ileri gelenlerinden Harise b. Nu‘man’ın kendisine bağışladığı Mescid-i Nebevi civarındaki evlerden birini Halid’e verdi. Evin darlığından şikayet edince de, “Binayı yukarıya doğru yükselt; Allah’tan da genişlik iste” dedi.

Halid müslüman olduktan sonra üç yıl kadar Hz. Peygamber’in emrinde ve sohbetinde bulundu. Müslüman olarak katıldığı ilk savaş Mute Savaşı’dır (Cemaziyelevvel 8 / Eylül 629). Halid bu savaşta, İslam ordusunu Bizans ordusunca imha edilmekten kurtardı. Medine’ye dönünce Resul-i Ekrem kendisine “seyfullah” (Allah’ın kılıcı) unvanı verdi. Mekke’nin fethinde (20 Ramazan 8 / 11 Ocak 630), dört kol halinde şehre giren İslam ordusunun sağ kol birliğinin kumandanlığını yaptı.

Handeme dağının eteklerinde, kumandanlığını Safvan b. Ümeyye’nin yaptığı Kureyş birliğini kısa bir sürede bozguna uğratarak şehrin fethi sırasındaki tek mukavemeti kırdı. 25 Ramazan 8 (16 Ocak 630) günü Hz. Peygamber onu Nahle vadisinde bulunan Uzza putunu yıkmakla görevlendirdi. Halid Nahle’ye ikinci gidişinde putu yıkıp Resul-i Ekrem’in yanına döndü.

Mekke’nin fethinden sonra çevredeki bazı kabileleri İslam’a davet amacıyla seriyyeler gönderen Hz. Peygamber, 350 kişilik bir ordunun başına Halid’i tayin edip Beni Cezime kabilesi üzerine Gumeysa’ya gönderdi (Şevval 8 / Şubat 630). Kabile mensuplarının, “Dinimizi değiştirdik” şeklindeki sözlerinden onların müslüman olduklarına kani olmayan Halid b. Velid öldürülmelerini emretti. Bu olaya üzülen Hz. Peygamber, “Allahım! Ben Halid’in yaptıklarından beriyim” dedi ve Hz. Ali’yi Cezime kabilesine gönderip öldürülen otuz kişinin diyetlerini ödetti. Halid’i kınamakla birlikte cezalandırmadı ve kumandanlık görevinden de azletmedi. Halid Huneyn Gazvesi’nde hafif yaralandı.

Kendisini ziyaret eden Resul-i Ekrem bir süre sonra, Huneyn’de yenilip Taif’e kaçan Sakifliler’i takip etmekle görevlendirerek 100 kişilik bir süvari birliğini onun emrine verdi; ardından kendisi de Taif’e gitti. Halid b. Velid’in Resulullah’ın emrinde katıldığı son gazve Tebük Gazvesi’dir. 9 (630) yılında vuku bulan bu sefer esnasında bir savaş olmayınca Hz. Peygamber tarafından bir askeri birlikle Tebük’ten Dumetülcendel’e, Ükeydir b. Abdülmelik’in üzerine gönderildi.

Bu görevini başarıyla tamamlayıp dönen Halid, Rebiülahir 10’da (Temmuz 631) 400 askerle Necran’a giderek Haris b. Ka‘b kabilesini İslam’a davet etmekle görevlendirildi. Halid, adı geçen kabilenin daveti kabul ederek müslüman olduğunu haber veren ve ne yapacağına dair talimat beklediğini bildiren mektubuna cevap olarak Hz. Peygamber’den aldığı yazılı emir üzerine bu kabileden bir heyetle birlikte Medine’ye döndü. Heyet mensuplarını evinde on gün kadar misafir edip ağırladı. Aynı yıl Veda haccına iştirak etti.

Kaynaklarda Hz. Ebu Bekir’in halife olmasında, Üsame ordusunun gönderilmesinde ve zekat vermeyi reddeden kabilelerle savaşmanın doğru olup olmadığına dair tartışmalarda Halid’in adı geçmemektedir. Buna mukabil irtidad hareketlerine karşı Hz. Ebu Bekir’in yanında yer aldı. 11 yılı Cemaziyelevvel (veya Cemaziyelahir) ayında (Ağustos veya Eylül 632) Zülkassa’ya gitmek üzere Necid’e doğru hareket eden halifenin yanında, Fezare kabilesinin zekat mallarına el koyup Medine’ye gönderilmesine engel olan Harice b. Hısn el-Fezari kumandası altındaki asilerle yapılan Zülkassa Savaşı’nda ordunun sancaktarlığını yaptı.

Bu küçük çatışmadan sonra Hz. Ebu Bekir, diğer mürtedlerle savaşmak üzere hazırladığı 4000 kişilik ordunun başına Halid’i başkumandan tayin etti. Halid, 27 Cemaziyelahir 11 (19 Eylül 632) tarihinde, peygamberlik iddiasında bulunan Tuleyha b. Huveylid el-Esedi’nin üzerine yürüdü. Büzaha’da yapılan savaşta mürtedler öldürüldü, Tuleyha ise kaçtı. Halid daha sonra, zekat vermeyi reddeden Temim kabilesiyle savaşmak üzere Bütah’a gitti. Bazı mürtedlerle kabilenin reisi Malik b. Nüveyre’yi öldürdü; karısı Ümmü Mütemmim ile evlendi. Peygamberlik iddiasında bulunan Secah, Halid’in mürtedlere karşı başarı kazandığını görünce iddiasından vazgeçerek bu bölgeden ayrıldı ve Yemame’ye Müseylimetülkezzab’ın yanına giderek onunla evlendi.

Halid, Resul-i Ekrem’in nübüvvetine ortaklık iddiasında bulunan ve bazı hokkabazlıklarla kendisine bir meleğin vahiy getirdiğini iddia eden Müseylime’nin ortadan kaldırılması için Bütah’tan Yemame’ye hareket etti. Yolda Müseylime ve kabilesi Beni Hanife’nin Akraba adlı yerde toplandıklarını haber alınca o tarafa yöneldi; şiddetli bir savaştan sonra mürtedlerin başı ve ileri gelenleri öldürüldü. 12 (633) yılı başında sona eren ve tarihe Akraba Savaşı olarak geçen bu çarpışmada yetmişi muhacir, yetmişi ensardan olmak üzere 600’den fazla şehid verildi (bazı rivayetlerde 700, 1200 ve 1700 rakamları da zikredilir). Halid, savaştan sonra Beni Hanife kabilesinden bir heyeti Medine’ye Hz. Ebu Bekir’e gönderdi. Bazı rivayetlere göre bu heyetle birlikte kendisi de Medine’ye dönmüştür.

Hz. Ebu Bekir, irtidad hareketleri ve isyanlar bastırıldıktan sonra Yemame’de bulunan Halid’i, Fırat nehrinin güney taraflarında Sasani İmparatorluğu ile savaşmakta olan Müsenna b. Harise eş-Şeybani kumandasındaki Bekir b. Vail kabilesine yardım etmesi için Irak’a gönderdi ve böylece İslam tarihinde fütuhat dönemi için ilk adımı attı. Halid’in başkumandan tayin edilmesiyle başlayan, bütün insanlık tarihinin en büyük ve en geniş, süratli ve tesirli, asıl bariz vasfı devamlı ve kalıcı olan bu fütuhat sayesinde müslümanlar dünya ile temasa geçme imkanını elde ettiler.

Halid b. Velid önce Irak’ta Sasaniler’e, ardından Suriye’de Bizans’a karşı iki ayrı başkumandanlık altında başlatılan bu fetihlerin ilk zamanlarında her iki cephede de İslam ordularına başkumandan ve kumandan olarak önemli görevler yüklendi. Hz. Ebu Bekir, sahabilerle yaptığı istişareden ve Hz. Ömer’in tavsiyesinden sonra Halid’in Yemame’den Irak’a gitmesini emretti.

Halid hemen harekete geçip önce Bahreyn’e gitti; oradan da o sırada Haffan’daki ordugahında bulunan ve halifeden yardım istemiş olan Müsenna ile buluşmak üzere Nibac’a geçti (Yemame’den Basra körfezine gidilen yolda Halid’in uğradığı, günümüzde Nibacü Tuveyla‘ denilen Nibac ile, bugün Esyah adı verilen, başta Caetani olmak üzere birçok tarihçinin Halid’in güzergahını tesbitte hataya düştüğü Mekke-Medine-Hire yolu üzerindeki diğer Nibac’ı karıştırmamak gerekir; bk. Fayda, s. 329-331).

Çoğunluğunu ensarın teşkil ettiği 2000 kişilik çekirdek kuvvetin sayısı Müsenna’nın emrindeki askerlerle birleşerek 5000 kişiye ulaştı. Halid Nibac’dan Basra körfezindeki Übülle’ye gitti; daha sonra Basra’nın kurulacağı bu liman şehrini küçük bir çatışmadan sonra fethetti. Fırat nehrinin güney istikametinden batıya doğru, Nehrülmerre (Nehrülmürre) diye bilinen ırmağın yanındaki büyük bir kaleyi cizye ödemelerini şart koşarak barış yoluyla ele geçiren Halid bölgenin idaresini Bekir b. Vail kabilesinden Kutbe b. Katade’ye bıraktı.

Zendevend-Dürta ve Hürmüzcerd’i yine barış yoluyla, Ülleys’i ise şehri teslim etmeyi reddeden Sasani kumandanı Caban’ın üzerine gönderdiği Müsenna kumandasındaki birliğin Nehrüddem mevkiinde kazandığı savaştan sonra ele geçirdi. Şehir halkı ile yıllık 1000 dinar ödemeleri şartıyla 3 Receb 12 (13 Eylül 633) tarihinde bir antlaşma yaptı. Yoluna devam ederken kumandanlığını azadbih’in yaptığı bir başka Sasani hudud muhafaza birliğini mağlup ederek Müsenna’nın ordugahının bulunduğu Haffan’a uğradı. azadbih’in yenildiğini öğrenen Hire halkı, yüksek surlarla çevrili şehirde bulunan üç büyük kaleye sığındı. Halid kumandasındaki İslam ordusunun şehrin çevresinde atlarıyla görünmesi üzerine Hireliler, Sasani tahtında oturan III. Yezdicerd’den yardım geleceğini ümit etmedikleri için teslim olmaya karar verdiler.

Halid kendileriyle, diğer birçok şart yanında cizye ödemeleri üzerine bir antlaşma yaptı. Hire’de bir müddet kalan Halid, şehrin çevresine ve Fırat’ı geçerek Sevad bölgesinde bulunan bazı yerlere akınlar düzenledi. Bu arada Banikya ve Barüsma ile Fırat’ı Dicle’ye bağlayan iki büyük kanalın içinden geçtiği, Sasaniler’in mühim bir erzak ve silah ambarı olan Enbar şehrini barış yoluyla, ticaret kervanlarının uğradığı çok önemli bir menzil olan, Suriye-Arabistan çölünün birleştiği yerde kurulmuş Aynüttemr’i savaşarak fethetti. Şehrin çevresindeki bazı bedevi kabilelerini tenkil etti. Böylece Basra körfezinden Aynüttemr’e Fırat nehri boyunca uzanan toprakların İslam devleti sınırlarına katılmasını sağladı.

Hz. Ebu Bekir Hire’de bulunan Halid’e yazdığı mektupta, Dumetülcendel’e giderek Hz. Peygamber ile yaptığı antlaşmayı bozan Ükeydir b. Abdülmelik’in üzerine yürümesini, oradan da Suriye’ye geçmesini emretti. Halid Irak’ta yerine Müsenna b. Harise’yi bırakıp Dumetülcendel’e gitti, burayı ikinci defa fethetti ve Ükeydir’i öldürdü. Burada iken halifenin emir ve ahidnamesini ihtiva eden yeni bir mektubunu alınca 70 mil uzaklıkta ve kuzeybatı istikametindeki Kelb kabilesinin suyu olan Kurakır’a gitti.

700-800 kişilik süvari birliği, Kurakır ile Süva arasındaki çölü Rafi‘ b. amire’nin kılavuzluğu ile beş günde aştı. Hıristiyan Gassaniler’in askeri karargahları olan Mercirahit’e saldırarak onları mağlup ettikten sonra (18 Safer 13 / 23 Nisan 634) Busra’ya indi. Burada Hz. Ebu Bekir’in Suriye fethi için göndermiş olduğu Ebu Ubeyde b. Cerrah, Şürahbil b. Hasene ve Yezid b. Ebu Süfyan ile buluştu. Şehrin kuşatılması sırasında diğer kumandanlar onu başkumandanlığa getirdiler (bazı rivayetlere göre onu bu mevkiye halife tayin etmiştir). Kısa süren muhasaradan sonra Busra ve bu şehrin içinde bulunduğu Havran bölgesi fethedildi.

Halid b. Velid’in kumandası altında birleşen İslam ordusu kuzeye doğru ilerledi ve Amr b. as ile Ecnadeyn’de buluştu. Halid, Bizans İmparatoru Herakleios’un kardeşi Theodoros kumandasındaki 80.000 kişilik ordu ile yapılan ve müslümanlara Filistin ve Suriye kapılarını açan Ecnadeyn Savaşı’nda büyük bir zafer kazandı (28 Cemaziyelevvel 13 / 30 Temmuz 634). Bozulup Fihl’e kaçan Bizans ordusunu takip eden Halid, 28 Zilkade 13 (23 Ocak 635) tarihinde vuku bulan Fihl Savaşı’nda da üstün geldi. Dımaşk’a sığınan Bizans ordusunun ardına düşerek şehri Receb 14’te (Eylül 635) fethetti.

Fetihten bir yıl sonra Bizans ordusuyla Suriye’de son defa yapılan Yermük Savaşı’nı da kazandı (12 Receb 15 / 20 Ağustos 636). Bu sırada elden çıkan Dımaşk şehrini ikinci defa fethetti. Bu fetih esnasında yeni halife Hz. Ömer Halid’i azlederek yerine Ebu Ubeyde’yi başkumandanlığa tayin etti. Halid bundan sonra Humus, Hama, Şeyzer ve Kınnesrin gibi şehirlerin fethine Ebu Ubeyde’nin emri altında iştirak etti. Halid’in kabiliyetini, askeri dehasını takdir edip görüşlerine daima itibar eden Ebu Ubeyde fetihler esnasında onu yanından ayırmamış, öncü birliği kumandanı olarak kendisinden faydalanmıştır.

Hz. Ömer Halid’i bir rivayete göre Ebu Ubeyde’nin vefatından sonra (18/639), diğer bir rivayete göre ise 17 (638) yılında, ele geçirdiği ganimet mallarından bir kısmını şan ve şeref sahibi kimselere verdiği için azletmiştir. Ebu Ubeyde’nin vefatından sonra başka birinin emri altına girmeyen Halid b. Velid ömrünün geri kalan yıllarını geçirdiği Humus’ta öldü. Kabri oradadır.

Halid b. Velid’in hanımları ve çocukları hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Hemen tamamı Suriye’deki veba salgınında ölmüş olan kırk kadar çocuğu olduğu rivayet edilir. Bunların en meşhuru birçok savaşa katılan Humus Valisi Abdurrahman’dır. Halid Hz. Peygamber’den on sekiz hadis rivayet etmiştir. Teyzesinin oğlu Abdullah b. Kays, Kays b. Ebu Hazim, Mikdad b. Ma‘dikerib kendisinden hadis alanlar arasında bulunmaktadır. Ona nisbet edilen “mirseb, edlak, kurtubi” adlı üç kılıç Topkapı Sarayı Müzesi’nde muhafaza edilmektedir.

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir